Ayvazoğlu: “Yahya Kemal benim için bir altın kapı olmuştu”

30 Ocak 2018

Babıali Enderun Sohbetlerinin 9’uncu toplantısında edebiyatçı, yazar, şair, gazeteci Beşir Ayvazoğlu, şiir, mimari, resim, musikiden estetiğe kadar edebiyatın tamamlayıcı unsurlarını, edebiyatçıların sanata bakışlarını ve Kapı Yayınları’ndan çıkan Altın Kapı kitabını anlattı.

Edebiyat araştırmacısı, yazar Mehmet Nuri Yardım’ın, “Gazeteci, yazar, şair, kültür adamı, medeniyet adamı, örnek bir Türk aydını. Çok iyi bir araştırmacı, üretken ama titiz…”  sunumunun ardından, “Altın Kapı ilk ne zaman neşredildi, yeniden elden geçirildi mi, hangi konular ilave edildi, bir dönüşüm yapılıp, yeniden yazılmış bir eserin hikâyesini dinleyerek başlayabilir miyiz?” sorusu ile toplantı başladı.

“Tüm kitaplar birbirinin içinden doğuyor.” diyen Ayvazoğlu, sözlerine şöyle başladı:

“İlk Altın Kapı ile bu eserin arasında çok fazla alaka yok. Tek müşterek yazı var; Mehmed Âkif ile Muhammed İkbal’in şiirlerini ve düşüncelerini karşılaştırdığım yazı. Onun dışındaki yazılar tamamen yenilenmiş, güncellenmiş yazılar. Altın Kapı ismi çok hoş bir anekdottan doğdu. Arkadaşları Yahya Kemal’e bir gün Kadıköy’ündeki bir dost evinde Tanburî Cemil Bey’i dinletmişler; büyük şairin o günkü izlenimlerini Cemil Bey’in oğlu Mesut Cemil’e anlattıktan sonra söylediği şu cümle, eski musikimizin kültürümüz açısından ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlatır. ‘O zaman karşımda altın bir kapı açıldı. Memleketime bu kapıdan girdim.’ Bu altın kapının ardında bütün bir medeniyetimiz vardır. Plastik sanatlar, mimari, musiki, eski şiir ve elbette İstanbul… Bir Anadolu şehrinin çorak kültür ortamında nasılsa keşfettiğim Yahya Kemal de benim için bir altın kapı olmuştu. Onun sayesinde on beş yaşımdan beri kültürümüzün zengin dünyasında seyahat edip duruyorum. Bütün yazarlık hayatımın bu kapının arkasındakileri görme ve gösterme çabasından ibaret olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yeni Altın Kapı’yı bu uzun seyahatten izlenimler olarak okuyabilirsiniz.”

“HER SANATKÂR ÇAĞININ ADAMIDIR”

Beşir Ayvazoğlu; şiirin mimariyi, mimarinin musikiyi nasıl etkilediğini sorgulamak gerektiğini, edebiyatın edebiyatı aşan bir varlık olduğunu belirtirken, resim, musiki, mimarinin birbirini tamamladığını, sadece edebiyatçı olunamayacağını, edebiyatı beslemek için çok zengin bir arka plana dayanmak zorunluluğunu vurguladı. “Her sanatkâr çağının adamıdır.” diyen Ayvazoğlu, döneminin sanat faaliyetlerinin, dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri takip etmesi gerektiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Şu sıralar Tevfik Fikret üzerinde çalışıyorum; ressam, iyi resim yapıyor. Resim ile alakanız yoksa insanı tam kavrayamaz, anlatamazsınız. Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilgileniyorsanız Batı resmini, Türk resmini bilmiyorsanız, Batı musiki ve Türk musikisinden en azından kültürel olarak behredar değilseniz, İstanbul’u tanımıyorsanız yazamazsınız. Tanzimat’tan sonraki isimlere panoramik olarak göz atın, edebiyat dışında resim, müzik, sanatla ilişkisi olmayan hemen hemen yok gibidir. Ahmet Haşim, ressam, en yakın dostları ressamlar ciddi resim eleştirileri var. Peyami Safa, keman çalardı, musiki konusunda çok yazısı var. Fatih Harbiye, doğrudan doğruya musikiye dayanan bir eser. Yahya Kemal, hayatı Türk Musikisi ile geçmiş, resimden de çok iyi anlar. Klasik resim sever Yahya Kemal. Necip Fazıl’ın eseri Çile’nin ilk adı Senfonya’dır. Sanatlar arasında bir ilişki vardır. Bu konuda ciddi manada estetik teoriler üretenler bile var. Sadece edebiyatçılar değil, ressamlar da edebiyat ile ilgilenmelidir. Musikişinaslar da edebiyat ile ilgilenmelidirler. O zaman kendi sanatlarını daha güçlü bir şekilde desteklerler. Sanatları aşarak edebiyat adamlarının biraz felsefe, sosyoloji, estetik…  Bunlarla ilgilenmeleri lazım…”

“Beşir Bey musiki ile edebiyat kadar ilgilidir. Cenap Şahabettin, piyanisttir.” diyen, Fırat Kızıltuğ, paylaşımları ile toplantıya renk kattı. Eğitimci, yazar Ahmet Maraşlı, eğitimci gözü ile fikirlerini beyan etti. Estetik, musiki, sanat üzerinde ufuk açıcı bilgiler aktaran Ayvazoğlu’nun doyumsuz sohbeti, ayaz ve soğuk İstanbul akşamında dinleyicilerin ruhunu ısıtırken, program karşılıklı katkılar, sorular ve hatıra fotoğrafları çekimi ardından sona erdi. Beşir Ayvazoğlu, toplantının sonunda dinleyicilere kitaplarını imzaladı.

Haber: Hülya Günay
Fotoğraflar: Yakup Tutum

...

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir