Prof. Dr. Osman Turan, vefatının 40. yılında anıldı

22 Ocak 2018

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadi Süleyman Kucur, Selçuklu tarihçisi Prof. Dr. Osman Turan’ın 40. vefat yıl dönümü nedeniyle katıldığı konferansta, “Osman Turan, mübalağasız bir şekilde hakkını teslim etmemiz gerekirse, hizmetleri açısından sadece Selçuklu tarihçisi oluşu bile yeterliyken, aynı zamanda da bir fikir adamı olduğunu belirtmemiz gerekiyor.” dedi.

Kucur, Cağaloğlu Babıali Lokantası’nda başlayan “Babıali Enderun Sohbetleri” kapsamında gerçekleşen etkinlikte, Prof. Dr. Osman Turan’ın, eserleri ve fikirleriyle bir nesle öncülük eden büyük ilim adamı, Selçuklu tarihçisi ve gönül insanı olduğunu söyledi.

Toplantıda Prof. Dr. Osman Turan’ın hayatı boyunca yaşadıklarını anlatan Kucur, “Özü-sözü doğru, makam-mevki, şan-şöhret unvanı için çizgisinden ödün verecek tabiatta biri değildir. Maalesef, ‘Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar’ sözü gereğince, yaklaşık 4 yıl kadar fasılalı bir siyaset hayatı da olmuştur.” diye konuştu.

Kucur, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Osman Turan, Selçuklu tarihçisi olarak bilinir. İlk etapta onunla ilgili söylenebilecek sözlerin daha fazlası ‘Selçuklu tarihini inşa eden bir tarihçi’ vasfına sahip oluşudur. Mübalağasız bir şekilde hakkını teslim etmemiz gerekirse, hizmetleri açısından sadece Selçuklu tarihçisi oluşu bile yeterliyken, aynı zamanda da bir fikir adamı olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Mücadeleci, idealist duruşa sahiptir, bunun için de bütün imkanları kullanmıştır. Siyasete girmek zorunda kalmış ve ona göre bir ortam olmadığı için siyaset, orada da barındırmamışlar, kapıyı göstermişlerdir.”

“Selçuklu tarihi dediğimiz zaman, hala ona başvurmak zorundayız”

Osman Turan’ın hayatı boyunca kıymetinin bilinmediğine işaret eden Kucur, “Ancak bütün bu siyasi, ideolojik, dünyevi ihtirasların husumetine uğramasına rağmen, abide şahsiyeti, ilmi ve fikirleriyle Türk milletinin vefalı, kadir kıymet bilir mensuplarının gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Vefatının 40. senesinde tertip edilen bu toplantı da bunun mütevazı bir nişanesidir.” diye konuştu.

Kucur, Prof. Dr. Turan’ın tarihçiliği ve eserleri hakkından da bilgi vererek, sözlerine şöyle devam etti:

“Osman Turan, diğer Selçuklu tarihçileriyle kıyaslanamayacak kadar bu alanı inşa etmiştir. Biz, uzun bir zaman geçmesine rağmen Selçuklu tarihi dediğimiz zaman hala onun eserlerine başvurmak zorundayız, baş vurmaya devam ediyoruz ve Selçuklu tarihçiliği hala Turan’ı aşabilmiş değildir. İlk çalışmalarına baktığımız zaman Selçuklu tarihiyle ilgili olmadığını görüyoruz çünkü o, tarihe bir bütün olarak bakıyor ve değerlendiriyor. Selçuklu tarihini işlerken de sebep-sonuç ilişkisi olarak öncesine ve sonrasına göndermeler yapıyor. Osmanlı tarihini de özellikle ‘Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi’ kitabında, Osmanlı Dönemine ve İslam öncesi döneme de bir bölüm ayırmıştır. Dolayısıyla diğer tarihçilerden onu farklı kılan yönlerinden biri olarak, Türk tarihini bir bütün olarak ele almasıdır ve bu yaklaşımın da daha sağlıklı olacağı kanaatindedir.”

Bu anlamda müesseselerin sürekliliğinin söz konusu olduğunu aktaran Kucur, “Siyasi hakimiyetler yıkılır, yenileri kurulur ama müesseseler kalıcıdır ve devam eder.” değerlendirmesinde bulundu.

“Amcam, tarif edilemeyecek kadar güzel bir şahsiyetin sahibiydi”

Prof. Dr. Osman Turan’ın yeğeni Faruk Turan da amcasını çok sevdiğini belirterek, “Rahmetli amcam, çok cüsseli bir adam değildi ama olduğu gibi yürekti ve yürekli oluşunun nedeni de dünyaya itibar etmemesinden kaynaklanırdı. Amcam, idealleri dışında hiçbir şeye itibar etmezdi.” ifadelerini kullandı.

Turan, amcası Prof. Dr. Turan ve babasının konuşmalarından anekdotları ve latifeleri anlatarak, şunları kaydetti:

“Hatırladığım kadarıyla amcamın çok büyük bir kütüphanesi vardı. Kalkar, raftan kitabını alırdı ve tekrar yerine gelinceye kadar zaman kaybetmemek için kitabın sayfalarını karıştıra karıştıra yerine otururdu. Hatta bir defasında sandalyeye oturmak yerine yere oturmuştu. Yani amcam, sürekli okuyan, kitap aşığı bir ilim ve bilim insanıydı. Bana göre Osman Turan’ın hayatın 3 safhası vardır. Birincisi, özel hayatı ve yetişme dönemidir. İkincisi, ilmi boyutu ve üçüncüsü de siyasettir. Rahmetli, siyasi hayatında kendisi için hiçbir talepte bulunmadı ama milli ahlakın, kültürün ve geleceğin müdafaasına kendisini adamıştır. Amcam, adeta tarif edilemeyecek kadar güzel bir şahsiyetin sahibiydi.”

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadi Süleyman Kucur, konferanstan sonra dinleyicilerle hasbihal ederek, sorularını cevapladı.

Haber: Anadolu Ajansı / Ayşe Büşra Erkeç

 

...

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir